Doğruluk Adabı


5/8/2007 · Kategori: Adabi Muaseret

Yazan : Hasan Kepir

Doğruluk Adabı

        Doğruluk ahlâkı, İslâm ahlâkının önemli bir esasıdır. Bunu elde etmek ve sağlamlaştırmak için çaba göstermeye büyük ihtiyaç vardır. Allah'ın Rasulü, bu ahlâkın çocukta yerleşmesine ihtimam gösteriyor, ana babanın çocuğa yalan söylemek gibi bir vartaya düşmemesi için onların çocukla olan ilişkilerini kontrol ediyor ve şu genel prensibi koyuyordu: Çocuk bir insandır. Beşeri ilişkilerde onun birtakım hakları vardır. Hangi yolla olursa olsun ana-babanın onu aldatması, onunla olan muamele ve münasebetlerde umursamaz bir tavır takınması caiz değildir.
        Abdullah b. Âmir anlatıyor: Birgün anam beni çağırdı. Rasülüllah (s.a.v.) da evimizde oturuyordu. Anam:
        - Gel, sana birşey vereceğim! dedi. Rasülüllah (s.a.v.) anama:
        - Ona ne vermek istemiştin? dedi. Anam:
        - Bir hurma vermek istemiştim, cevabını verdi. Bunun üzerine Rasulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
        - Haberin olsun, eğer ona birşey vermeyecek olsaydın, sana bir yalan (günahı) yazılırdı. (493)
Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: "Kim bir çocuğa "Buraya gel, sana birşey vereceğim" der de, sonra vermezse bir yalan (günahı) yazılır." (494) Ebu'l-Havrâ anlatıyor: Ali'nin oğlu Hüseyin e (r.a.):
        - Rasülüllah'dan (s.a.v.) neyi ezberledin? diye sordum. O da:
        - "Sana şüphe veren şeyi bırak, şüphe vermeyen şeye bak! Zira doğruluk gönül yatkınlığı, yalan ise kuşkudur." (495)
        Selef, ister büyüklerin çocuklara, isterse çocukların kendi akranlarına olsun verdikleri sözde durmayı da içine alan bu doğruluk ahlâkının yerleştirilmesine dikkat etmiştir.
        Ebu'l-Ahvas, Abdullah'ın (r.a.) şöyle söylediği nakleder: "Yalan düşünce ve yalan sözlerden kaçının! Çünkü yalan ne ciddiyetle ve ne de şaka ile bağdaşır. Sizden biriniz çocuğuna söz verip de sonra yerine getirmemezlik yapmasın!" (496)
        Süleyman b. Dâvûd'un aynı şekilde oğluna: "Yavrucuğum! Vaadde bulunduğun zaman, ondan cayma! Aksi halde sevgiyi nefretle değiştirmiş olursun" dediği rivayet edilmiştir.

Yorum (1) Yorum yaz! Etiketler : doğruluk

İzin isteme Adabı


5/8/2007 · Kategori: Adabi Muaseret

Yazan : Hasan Kepir

İzin İsteme Adabı

        İzin isteme âdâbı, büyük ve küçüğün görevidir. İslam'da bunun özel yeri bulunmaktadır. Bu yüzden Allah Teala bunu, asırlar ve nesiller devam ettikçe okunacak ayetlerle hususi olarak açıklamıştır. Bu, aile ve cemiyet hayatında da büyük bir önem taşımaktadır. Bundan dolayıdır ki, büyükleri bir yana Ebu Safd el-Hudri gibi sahabenin küçükleri dahi bu âdabı biliyor ve uyguluyordu.
        Ubeyd b. Umeyr anlatıyor: Ebu Musa el Eş'ari, Ömer b. Hattab'ın huzuruna çıkmak için izin istemişti. Sanki Hz. Ömer meşgul idi ki, ona izin verilmedi. Bunun üzerine Ebu Musa geri döndü. Hz. Ömer işini bitirince:
        - Ben Abdullah b. Kays'ın (Ebu Musa'nın) sesini duymadım mı? Ona müsaade edin! dedi. Hz. Ömer'e Ebu Musa'nın geri döndüğü söylenince, derhal onu çağırttı. Ebu Musa:
        - Biz bununla emrolunmuştuk, dedi. Hz. Ömer:
        - Buna dair bana delil (beyyine) getireceksin! dedi. Ebu Musa da ensarın meclisine giderek onlara sordu. Onlar:
        - Bu konuda sana en küçüğümüz Ebu Said el-Hudri ancak şahitlik edebilir, dediler. Bunun üzerine Ebu Musa, Ebu Saîd'i Hz. Ömer'in huzuruna götürdü. Hz. Ömer:
    - Rasûlüllah'ın (s.a.v.) emir ve talimatından bana gizli kalan mı oldu? Çarşı ve pazarlarda alış-veriş yani, ticaret için çıkmak beni meşgul etti, dedi.
        Mü'minlerin emiri Hz. Ömer, girmesine izin verilmeyen bir şahsın, hiç öfkelenmeden geri dönmesi gerektiğini unutmuştu. Bu hususta Rasûlüllah'ın (s.a.v.) sünnetine şahitlik yapan ve hatırlatmada bulunan da Ebu Said el-Hudri olmuştu. (475)
        Kur'an-ı Kerim çocuğu izin istemeye alıştırmış, ana babanın bunu çocuğuna öğretmesini emretmiş, bu konuda aşamalı ve pedagojik bir yol izlemiştir. Ergenlik döneminden önce çocuk, ana babanın evlilik hayatındaki üç uygunsuz vakitte kapıyı çalarak izin ister. Bu vakitler, ana babanın (gecelik veya pijama gibi) özel kıyafetiyle bulunduğu uyku vakitleri; şafak öncesi, öğle vakti ve yatsı sonrasıdır.
        Allah Teala şöyle buyurur: "Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunan (köle ve hizmetçileriniz) ve sizden henüz büluğa ermemiş olaplar, sabah namazından önce, öğleyin soyunduğunuz vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bunlar, sizin açık bulunabileceğiniz üç vakittir. Bunların dışında ne sizin için, ne de onlar için bir günah yoktur. Yanınızda dolaşırlar, birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah ayetleri size işte böyle açıklar. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (476)
        Nihayet çocuk ergenliğe erişip mükellefiyet çağına girince, artık her zaman evde ve evin dışında kapalı bulduğu kapıyı çalarak izin istemekle emrolunur. Şu ayet bu noktaya işaret eder: "Çocuklarınız ergenliğe erdikleri zaman, kendilerinden öncekilerin izin istedikleri gibi izin istesinler. İşte Allah ayetlerini size böyle açıklar. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (477)
        Rasulüllah (s.a.v.) nasıl izin isterdi? Kapıyı çalan insanın aldığı vaziyet nasıl olmalıdır? Kapıya yüzünü mü, sırtını mı yoksa sağ veya sol yanını mı çevirmelidir? Bu soruya cevap vermek için şu hadisi zikretmek istiyoruz:
        Abdullah b. Büsr'un rivayetine göre Rasûlüllah (s.a.v.) izin istemek üzere kapıya geldiği zaman, yüzünü kapıya çevirmezdi. Sağ veya sol yanım çevirirdi. Kendisine izin verilirse girer, aksi halde geri dönerdi. (478)
        Önder peygamber çocuklardan izin istiyor:
Şüphesiz hak haktır; büyük küçük ayrımı yapmaz. Vasıf, statü ve ünvanları ne olursa olsun, sünnete uymak herkesin görevidir. İşte ümmetin komutanı ve öğretmeni Peygamber (s.a.v.)... Büyüklerin ve küçüklerin içinde, çocuğun hakkım bahis mevzu ederek onları irşad etmektedir.
        Sehl b. Sâd (r.a.) anlatıyor: Rasulüllah'a bir içecek getirilmişti, O da ondan içti. Sağında bir çocuk, solunda da yaşlılar bulunuyordu. Rasulüllah (s.a.v.) çocuğa:
        - Bunlara vermeme bana müsaade eder misin? dedi. Çocuk:
        - Hayır, vallahi ya Rasulallah! Senden gelen nasibime hiçbir kimseyi tercih edemem! dedi. Bunun üzerine Rasulüllah (s.a.v.) suyu ona verdi.(479)

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : izin isteme

Komşu Adabı


5/8/2007 · Kategori: Adabi Muaseret

Yazan : Hasan Kepir

Komşu Adabı

        İslam şeriatında komşunun büyük hukuku vardır. Bu hukuk, İslam toplumunun bağlarını güçlendirmek için ortaya konulmuştur. Şüphesiz çocuğun, komşu çocuklarına karşı tatbik etmesi gereken âdap ölçüleri bulunmaktadır. Peygamber (s.a.v.), çocuklarını bunlara alıştırmaları için babalara tavsiyede bulunmuş, komşunun acı ve sıkıntılarına ilgi gösterilmesini ve herhangi bir şekilde ona eziyet edilmemesini öğütlemiştir. Söz konusu âdap ölçülerinin başında çocuğun, yemek üzere eline bir yiyecek veya bir meyve alarak sokağa çıkmaması gelir. Çünkü böyle yapmakla o, onu satın alamayabilecek veya maddi sıkıntı yüzünden o an için satın alma gücü olmayan komşunun çocuğunu öfkelendirmiş olmaktadır. Böylece çocuk, sokakta değil evde yemeyi alışkanlık haline getirir. Ayrıca bu davranış, çocuğun genel âdap ve görgü kurallarına sarılmasına da katkıda bulunur.
        Amr b. Şuayb, Rasûlüllah'ın (s.a.u.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Eğer bir meyve satın alırsan, (sokakta gördüğün) çocuğa (ondan) hediye olarak ver. Şayet bunu yapmazsan gizlice onu eve götür. Çocuğun onu eline alarak komşu çocuğunu öfkelendirmek için dışarı çıkmasın!" (474)
        Müslümanların sarılarak uygulamaları halinde şu İslam âdâbı gerçekten ne kadar büyüktür! Allah bizi ve sizleri onu uygulamaya muvaffak kılsın! '

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : komşu adabı

« Önceki ::